SOSYAL MEDYA

X-twitter Instagram Linkedin Neos
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
Velayet-i Fakih’in Halefiyet Krizi
Ana Sayfa Bölge ve Alan Çalışmaları Orta Doğu Çalışmaları Velayet-i Fakih’in Halefiyet Krizi
Orta Doğu ÇalışmalarıAnaliz

Velayet-i Fakih’in Halefiyet Krizi

Nihal FELEK Mart 9, 2026 10 min read 0
51

Velayet-i Fakih’in Halefiyet Krizi: Yeni Liderin Meşruiyet Sınavı ve Radikalleşme Psikolojisi

 

28 Şubat 2026 tarihinde, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Tahran’da ABD ve İsrail’in ortak hava saldırısı sonucunda suikasta uğrayarak hayatını kaybetti. Bu olay Ortadoğu’da güç değişimine ek olarak İran’ın ontolojik zemininde devasa bir fay kırılması yaratmıştır. 1989’dan bu yana, 37 yıl boyunca İran’ı yöneten Hamaney, sıradan bir devlet başkanı değildi. Şii teopolitiğinin kalbi olan Velayet-i Fakih (Fakihin Velayeti) makamının temsilcisiydi.

Velayet-i Fakih, Gaip İmam/12. İmam (Mehdi) dönene kadar siyasi ve dini otoritenin en yetkin din aliminde toplanmasını öngören, devleti ve toplumu ilahi bir vesayet altına alan sistemdir. Bu bağlamda Hamaney, sistemin yöneticisi olmasının yanı sıra yeryüzündeki ilahi gölge, rejimin süper egosu ve halkı dış dünyadan korumakla sorumlu baba figürüydü.

Bugün Hamaney’i ve ondan sonraki süreci tartışmamızın temel nedeni de tam olarak bu ruhani ve siyasi ağırlık merkezinin aniden ve şiddet yoluyla yok olmasıdır. Dini liderin devreden çıkması ve ABD-İsrail ekseninin rejim değişikliği baskısını artırması, devlette idari boşluktan daha çok bir varoluşsal anksiyete ve kriz yaratmıştır. İlahi ve karizmatik zırh parçalandığında, devlet geçici bir süreliğine meşruiyetsiz ve dış etkilere karşı korumasız kalmıştır. Şu an sahadaki temel davranış örüntüsü, Uzmanlar Meclisi ile Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasında kapalı kapılar ardında yürütülen bir halefiyet savaşı ve toplumun geneline yayılan “şimdi bize ne olacak?” paniğidir.

Bu doğrultuda yeni liderin kim olacağı tartışmasını bir kenara bırakarak Hamaney sonrası dönemde psiko-politik inşanın analiz edilmesi oldukça önemlidir. Mutlak otoritenin kaybıyla tetiklenen bu belirsizlik ortamında, yeni lider (kim olursa olsun) meşruiyet açığını kapatmak, rejimin çözülmesini engellemek ve belirsizliği yönetmek için nasıl bir kimlik inşa etmek zorunda kalacaktır?

Psikolojik dinamikler bağlamında, kurumlar veya kitleler derin bir belirsizlik ve varoluşsal tehdit içine düştüklerinde esnemez veya dışa açılmazlar. Aksine, bu kaotik belirsizliği hızla ortadan kaldırmak ve grup içi sadakati yeniden tesis etmek için rejimin normlarını sıkı bir şekilde temsil eden, sınırları son derece keskin ve dışlayıcı katı prototiplere sığınırlar. Hamaney’in yerine gelecek yeni liderin, sahip olmadığı karizmayı ve halk nezdindeki meşruiyet açığını ancak gücü, şiddeti ve tavizsizliği bir “performans” olarak sergileyerek kapatmaya çalışması, bu aşamada siyasi bir tercihten ziyade psikolojik bir zorunluluktur.

Yeni Otoritenin İnşası

Teşhis ettiğimiz bu belirsizlik krizi ve katı prototip arayışı, İran’da teorik bir tartışmadan ibaret kalmayıp devletin anlık reflekslerini ve yeni liderin meşruiyet inşasını doğrudan şekillendirecektir. Bu bağlamda, Hamaney sonrası otorite boşluğunun sahaya yansımalarını aşağıdaki gibi analiz edebiliriz.

Tarihsel olarak bakıldığında, devrimin kurucusu Humeyni “doğal ve karizmatik” bir otoriteye sahipti. Ancak Hamaney, 1989’da başa geçerken anayasanın gerektirdiği en üst düzey dini liyakata (Merci-i Taklid) sahip değildi. Hamaney’in otoritesi, anayasa değiştirilerek ve devlet gücü kullanılarak “sonradan inşa edilmiş” bir teopolitik güçtü. Hamaney, 37 yıl boyunca muhalifleri tasfiye ederek ve propaganda aygıtlarını sonuna kadar kullanarak bu meşruiyet açığını kapatmış ve kendine “kutsal bir aura” yaratmıştı. 37 yılın sonunda, devleti hiç tanımayan yeni nesil için o artık sistemin kendisi haline gelmişti.

Bugün, 37 yılda pekiştirilmiş bu devasa otorite figürünün aniden yok olması, yerine geçecek yeni lider (bu kişi Mücteba Hamaney veya bir başkası da olsa) için altından kalkılamaz bir meşruiyet krizi/açığı demektir. Psikoloji perspektifinden, doğal otoritesi olmayan ve meşruiyet açığı yaşayan liderler, yetersizlik algısını bastırmak ve itaati sağlamak için şiddeti ve baskıyı bir “performans” olarak sergilemek mecburiyetindedir. Dolayısıyla yeni liderin, “Şahlık rejimine dönüş” veya “dini yetersizlik” eleştirilerini susturabilmek adına, rejimin sınırlarını eskisinden çok daha tavizsiz ve radikal bir şekilde çizmesi göz önünde bulundurulmalıdır. Yani, yeni dönemde olası bir otoriterleşme, rejimin gücünden ziyade yeni liderin meşruiyet kaygısından kaynaklanabilir.

Otorite boşluğu, rejimin taşıyıcı kolonları olan iki farklı yapıyı karşı karşıya getirmektedir: Kâğıt üzerinde kuralları, hiyerarşisi ve dini bir işleyişi olan teokratik bürokrasi (Uzmanlar Meclisi) ile devletin yasal bürokrasisinden bağımsızlaşarak enerji, telekomünikasyon ve inşaat gibi devasa sektörleri tekelleştiren askeri/ekonomik oligarşi (DMO).

Belirsizlik-kimlik teorisine göre, bir grup varoluşsal kriz veya belirsizlik anında ılımlı veya uzlaşmacı liderlere yönelmez. Aksine grup kimliğini net ve kesin bir noktada tanımlayan ve temsil eden katı prototiplere tutunurlar. Ilımlılaşma belirsizliği artırırken radikalleşme ise sınırları netleştirerek gruba güven verir.

Uzmanlar Meclisi’nin veya DMO’nun yeni lideri seçerken “şahin” bir isme veya “şahinleşmek zorunda kalacak” bir isme yönelmesinin temel psikolojik motivasyonu bu olacaktır. DMO, kendi ekonomik imparatorluğunu ve bölgesel gücünü korumak için, bu geçiş sürecinde sivil siyasete (seçilmiş hükümet ve parlamentoya) alan açacak ılımlı veya reformist bir din adamının başa geçmesine müsaade etmeyecektir. Rejimin hayatta kalma güdüsü, sistemi en uç noktada savunan ve Batı’ya karşı en tavizsiz figürün etrafında kenetlenmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu durum, İran’da sivil siyasetin tamamen vitrin süsüne dönüşmesi ve devletin fiilen, din adamlarının sadece meşrulaştırıcı bir kılıf olduğu bir askeri teokrasiye evrilmesi demektir.

28 Şubat suikastı ve ABD-İsrail ekseninin yarattığı dış baskı ve kendi istedikleri kişiyi getirme/rejim değişikliği yönündeki psikolojik harp söylemleri, İran (özellikle DMO) için sadece bir güvenlik tehdidi değildir. Aynı zamanda İran içindeki halefiyet krizini örtbas etmek için en işlevsel araçtır. Seçilecek yeni liderin, elitler arasındaki güç savaşını toplumdan gizleyebilmesinin ve halefiyet krizinin gruplar arası bir çatışmaya dönüşmesini engelleyebilmesinin tek yolu, dış grup tehdidini büyüterek varoluşsal bir boyuta taşımaktır.

Yeni lider tarafından Hamaney’in ve beraberinde diğer kişilerin kasti olarak öldürülmesi, kolektif hafızaya seçilmiş travma olarak kazınacak ve varoluşsal tehdit söylemiyle toplum “ya arkamızda durursunuz ya da kapımızdaki düşmanlar ABD/İsrail ülkemizi işgal eder” ikilemine sıkıştırılacaktır. Bu strateji, içerideki meşruiyet tartışmalarını “vatan hainliği” statüsüne indirgeyecektir. Rejim, ABD ve İsrail tehdidini kullanarak, muhalif ve reformist kitleleri bile bayrak etrafında toplanma psikolojisine itecek, belirsizlikten doğan bu yeni ve katı kimliği tüm topluma bir güvenlik zorunluluğu olarak dayatacaktır. Bu varoluşsal tehdit, iç grup sadakatini sağlamak için mükemmel bir psikolojik kalkan işlevi görecektir.

 

Gelecek Güvenlik Riskleri ve Kontrollü Kaos İhtiyacı

Yukarıda analiz edilen meşruiyet açığı ve DMO’nun askeri teokrasi yönündeki güç toplaması, İran’ın iç ve dış politika reflekslerinde derin kırılmalara yol açacaktır. Yeni liderin ve arkasındaki oligarşinin, toplumsal belirsizliği katı kimlik inşası ile aşma çabası, bazı temel güvenlik risklerini doğrudan tetikleyecektir.

Yeni liderin otorite boşluğunu şiddet performansı ile kapatma zorunluluğu, İran iç güvenliğinde bir polis devletine geçişi hızlandıracaktır. Özellikle 2022’deki Mahsa Amini eylemleriyle rejimle olan bağlarını koparan Z kuşağı ve kentli orta sınıf, yeni rejimin meşruiyetini sınayacak ilk iç düşman olarak kodlanacaktır. DMO ve Besic milislerinin, olası bir toplumsal hareketi beklemeden sırf korku iklimini baştan oluşturmak için ahlak polisi uygulamalarını, idamları ve dijital sansürü en uç noktaya taşıması kuvvetle muhtemeldir. Bu durum, toplumsal bir patlamayı ertelemekten ziyade, bilişsel çelişki içindeki kitlenin daha organize ve şiddet eğilimli bir direnişe geçmesine zemin hazırlayacaktır.

İran’ın Hizbullah, Husiler, Haşd eş-Şabi gibi bölgesel vekil güçleri, Hamaney’in şahsi karizmasına ve dini otoritesine (Velayet-i Fakih’e) biat eden yapılardır. Yeni liderin bu ağ üzerindeki statüsünü kanıtlayabilmesi için sahada bir zafer veya en azından güçlü bir direniş hikayesine ihtiyacı vardır. Meşruiyetini pekiştirmek isteyen İran, İsrail ve ABD ile tam ölçekli bir savaştan kaçınsa da vekilleri üzerinden “kontrollü bir kaos” yaratmak zorundadır. Bu bağlamda, Irak, Suriye ve Kızıldeniz hattında asimetrik saldırıların artması, yeni liderin “devrimin tavizsiz koruyucusu” imajını iç kamuoyuna pazarlaması için stratejik bir gerekliliktir.

En büyük istihbari risk nükleer eşikte yaşanacaktır. Hamaney, nükleer silah üretmenin İslam’a aykırı olduğuna dair bir fetva vererek süreci “eşikte” tutmuştu. Ancak Hamaney sonrası dönemde, özellikle ABD ve İsrail’in dış baskısının rejim değişikliği (varoluşsal tehdit) boyutuna ulaşması, DMO içindeki radikal kanadın elini güçlendirecektir. İçeride meşruiyetini tam sağlayamamış, dışarıdan ise kuşatılmış hisseden yeni bir askeri teokrasi, varoluşsal güvenliğini sağlamak ve dokunulmazlık kazanmak için Hamaney’in fetvasını esneterek veya iptal ederek nükleer silahlanma eşiğini aşma eğilimi gösterebilir.

Kısaca özetlemek gerekirse İran’da Hamaney sonrası dönem, rejimin ılımlılaşarak küresel sisteme entegre olacağı bir geçiş süreci olmayacaktır. Aksine yeni liderin kendi meşruiyet açığını ve elitler arası çatlağı kapatabilmek adına devleti DMO vesayetinde daha radikal, dışlayıcı ve şiddet odaklı bir askeri teokrasiye dönüştüreceği bir radikalleşme evresi olacaktır.

 

Kaynakça

Hogg, M. A. (2014). From Uncertainty to Extremism: Social Categorization and Identity Processes. Association for Psychological Science, 23(5), 338-342.

CBS News, U.S. and Israel launch another round of strikes on Iran following Khamenei’s killing. https://www.cbsnews.com/live-updates/israel-us-attack-iran-trump-says-major-combat-operations/

Forbes, Iran Supreme Leader Khamenei Is Dead — His War Machine Isn’t. https://www.forbes.com/sites/guneyyildiz/2026/02/28/khamenei-is-dead—irans-missiles-keep-flying-without-him/

Prospect, Iran’s next chapter: succession, conflict or regime change. https://www.prospectmagazine.co.uk/world/middle-east/iran/72628/iran-next-chapter-succession-conflict-regime-change

RAND, Who—or What—Will Replace Iran’s Supreme Leader Ali Khamenei? https://www.rand.org/pubs/commentary/2026/03/who-or-what-will-replace-irans-supreme-leader-ali-khamenei.html

Reuters, Khamenei killing shatters Iran’s order, triggers high-stakes succession race. https://www.reuters.com/world/middle-east/khamenei-killing-shatters-irans-order-triggers-high-stakes-succession-race-2026-03-01/

 

 

Telegram WhatsApp Twitter Facebook Linkedin
N Sosyal’de Paylaş
Netanyahu’nun ‘İttifak Ekseni’Netanyahu’nun ‘İttifak Ekseni’Şubat 27, 2026
Shifting Security Dynamics in the Red Sea:Mart 9, 2026Shifting Security Dynamics in the Red Sea:

İlgili GönderilerBest

AnalizOrta Doğu Çalışmaları

The Mind of the Iron Wall

Tuba ÇEBİ Kasım 10, 2025
Politik PsikolojiAnaliz

Sosyal Kimlik Teorisi ve Ahlaki Uzaklaşma Çerçevesinde Aşırı Sağ Manifestolar

Nihal FELEK Ekim 29, 2025

Son Yazılar

  • ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI:
  • Trump’ın Kıtasal Kuşatması: Sırada Küba mı Var?
  • KUTSAM STAJ PORGRAMI
  • DOĞU AKDENİZ’DE DEĞİŞEN EGEMENLİK PARADİGMASI VE TRANS-HAZAR KORİDORU
  • Trump’ın Zihniyetini Okumak
Kategoriler
  • Bölge ve Alan Çalışmaları 41
    • Afrika Çalışmaları 1
    • Asya-Pasifik Çalışmaları 3
    • Avrasya Çalışmaları 1
    • Balkan Çalışmaları 4
    • Enerji Politikası Çalışmaları 2
    • Güvenlik Çalışmaları 5
    • Orta Doğu Çalışmaları 10
    • Politik Psikoloji 9
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar 1
    • Transatlantik Çalışmaları 4
    • Türk Dünyası Çalışmaları 2
  • Etkinlikler 3
    • Konferans 2
    • Kurs/staj 1
  • Yayınlar 25
    • Analiz 17
    • Görüş 5
    • Rapor 3

KUT Uluslararası İlişkiler, Sosyal ve
Stratejik Araştırmalar Merkezi
(KUTSAM), BİLGETÜRK Eğitim,
Kültür Vakfı çatısı altında Ekim 2025
tarihinde faaliyete geçmiştir.

X-twitter Instagram Linkedin Neos

Bölge Alan Çalışmaları

  • Afrika Çalışmaları
  • Asya-Pasifik Çalışmaları
  • Avrasya Çalışmaları
  • Balkan Çalışmaları
  • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
  • Enerji Politikası Çalışmaları
  • Güvenlik Çalışmaları
  • Kafkas Çalışmaları
  • Orta Doğu Çalışmaları
  • Politik Psikoloji
  • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
  • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
  • Transatlantik Çalışmaları
  • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Afrika Çalışmaları
  • Asya-Pasifik Çalışmaları
  • Avrasya Çalışmaları
  • Balkan Çalışmaları
  • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
  • Enerji Politikası Çalışmaları
  • Güvenlik Çalışmaları
  • Kafkas Çalışmaları
  • Orta Doğu Çalışmaları
  • Politik Psikoloji
  • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
  • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
  • Transatlantik Çalışmaları
  • Türk Dünyası Çalışmaları

Etkinlikler

  • Çalıştay
  • Konferans
  • Kongre
  • Kurs/staj
  • Panel
  • Seminer
  • Sempozyum
  • Çalıştay
  • Konferans
  • Kongre
  • Kurs/staj
  • Panel
  • Seminer
  • Sempozyum

Yayınlar

  • Analiz
  • Görüş
  • İnfografik
  • Rapor
  • Röportaj
  • Analiz
  • Görüş
  • İnfografik
  • Rapor
  • Röportaj

Tüm hakları © 2025 Kutsam ve BİLGETÜRK VAKFINA aittir