Kuvvet, Meşruiyet ve Dokunulmazlık

Kuvvet, Meşruiyet ve Dokunulmazlık: ABD–Venezuela Krizi Üzerinden Uluslararası Hukukun Testi
Her bağımsız devletin normal şartlarda bir ‘devlet başkanı’ vardır ve bu makam söz konusu devleti uluslararası alanda temsil eder. Devlet başkanı, uluslararası hukukta devleti her bakımdan temsil etme hakkına (ius repraesentationis omnimodae) sahiptir ve yetki belgesi sunmasına gerek kalmadan uluslararası andlaşmaları imzalayabilir.
Bir kişinin Devlet başkanı olarak kabul edilmesi her şeyden önce o devletin millî hukukuna bağlıdır.
Watts ve Foakes’un metninde de ifade edildiği üzere; “Uluslararası Adalet Divanı (UAD), ilgili millî hukuku incelemek yerine, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınmış olma vakıasına dayanmayı tercih etmiştir. UAD’a göre; Bir devletin fiili hükümdarı olan, ancak devletin (veya hükümetin) resmi başkanı olmayan veya tanınmayan bir kişi, devlet başkanı olarak muamele görme hakkına sahip değildir.”.
Görevdeki bir devlet başkanı, yabancı devletlerin ceza yargılamasından mutlak kişisel dokunulmazlığa ve mutlak sorumsuzluğa sahiptir. Bu koruma, liderin görevlerini yerine getirmesini engellememek için hem resmi hem de özel eylemlerini kapsar.
Görevden ayrılan bir lider kişisel dokunulmazlığını kaybeder ancak görevdeyken yaptığı “resmi işlemler” için fonksiyonel dokunulmazlığa (ratione materiae) sahip olmaya devam eder. Ancak uyuşturucu kaçakçılığı ve yolsuzluk gibi suçların resmi görev kapsamında sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.
Bu bilgilerin ışığında Maduro’nun yakalanması ve ABD’ye aktarılması ile neticelenen Mutlak Kararlılık Operasyonu hukukî bir değerlendirmeye tabi tutulabilir.
Mutlak kararlılık operasyonu
3 Ocak 2025 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası hukukta büyük tartışmalara yol açan ve “Absolute Resolve” (Mutlak Kararlılık) olarak adlandırılan bir askeri operasyonla Venezuela’ya müdahale etmiştir. Bu operasyon kapsamında Venezuela’nın başkenti Caracas hedef alınmış ve ülkenin devlet başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores kaçırılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne getirilmiştir. Operasyon sırasında Venezuela güvenlik güçleri ve sivillerden oluşan yaklaşık seksen kişinin hayatını kaybettiği belirtilmektedir.
Müdahalenin, takip eden günlerde bir kolluk faaliyeti olarak kabul edilmesi için kasıtlı bir ABD çabası dikkati çekmişse de meselenin askerî bir özü/mahiyeti olduğu kabul edilmelidir. Resmî açıklamalarda kullanılan ifadelerden, diplomatik çevrelerce sunulan vasıflandırmalardan bağımsız olarak, sahadaki gerçekliğin ve icra edilen operasyonun esas mahiyetinin, uygulanacak hukukun tespitini ve buna bağlı olarak ulaşılacak hukukî sonucu belirleyeceği açıktır. Amerikan Özel Kuvvet unsur ve operatörlerinin dolaysız kullanımı olayın askeri özelliğini apaçık ortaya koymaktadır ve bu haliyle jus ad bellum’un bir ihlalinden bahsetmek doğru olacaktır.
Bu müdahale, sadece askeri bir eylem değildir, aynı zamanda devlet başkanlığı dokunulmazlığı, egemenlik ve uluslararası ceza yargılaması ilkelerinin çarpıştığı karmaşık bir hukuki sürecin nirengi noktasıdır.
Operasyon öncesi dönem
Müdahale, Maduro yönetimine dair uzun süredir devam eden narko-terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığı iddialarına dayanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, 2019 yılından bu yana Maduro’yu meşru devlet başkanı olarak tanımayı reddetmiştir.
ABD’nin bu tutumu, Maduro’nun 2018 seçimlerinde hile yaptığı ve Venezuela Ulusal Meclisi’nin Maduro’nun yetkilerini gasp ettiğini iddialarına dayanmaktadır. Operasyonun hukuki altyapısı, Maduro hakkında hazırlanan kapsamlı cezaî iddianamelerle oluşturulmuştur: ABD Adalet Bakanlığı, Maduro’nun 25 yılı aşkın bir süredir Venezuela’daki kurumları yozlaştırarak tonlarca kokainin ABD’ye sokulmasını sağladığını iddia etmektedir. Maduro’nun bu süreçte FARC, ELN ve Tren de Aragua gibi narko-terörist örgütlerle işbirliği yaptığı öne sürülmüştür.
Askeri operasyon öncesinde ABD, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı iddialarını gerekçe göstererek Venezuela’ya giren ve oradan çıkan petrol tankerlerini engellemeye başlamıştır. 2025 tarihli genişletilmiş yeni iddianameye Maduro’nun eşi Cilia Flores ve oğlu “Nicolasito” da dahil edilmiş; suçlamalara uyuşturucu kaçakçılığının yanı sıra ağır silah bulundurma suçları da eklenmiştir.
Müdahale sırasında yaşananlar ve “Absolute Resolve”
3 Ocak 2025 sabahı gerçekleşen operasyon, Caracas’taki stratejik noktaların vurulması ve Maduro’nun ikametgahından zorla alınması safhalarını içermektedir. ABD, bu eylemi BM Şartı altındaki “meşru müdafaa” (self-defense) istisnasıyla gerekçelendirmeye çalışmıştır. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, başka bir devletin topraklarında rıza olmaksızın lider kaçırmanın hiçbir uluslararası yasal gerekçesi olmadığını ve bu durumun toprak bütünlüğü ilkesini ağır şekilde ihlal ettiğini belirtmektedir.
Operasyonun hemen ardından uluslararası toplumdan karışık tepkiler gelmiştir: Çin Halk Cumhuriyeti, egemen bir ülkeye karşı güç kullanılmasını şiddetle kınamıştır. İsrail’de Başbakan Netanyahu, Trump’ın “cesur ve tarihi liderliğini” kutlamıştır. Danimarka gibi bazı ülkeler tarafsız kalarak gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunmuştur.
Maduro, 5 Ocak 2026’da Manhattan’daki bir mahkeme salonunda hâkim karşısına çıkarılmış ve suçlamaları reddederek “Hala başkanım” demiştir. Bu ifade, uluslararası hukuktaki en kritik tartışmalardan birini tetiklemiştir: Devlet Başkanlığı Dokunulmazlığı.
Az yukarıda da ifade edildiği üzere, uluslararası teamül hukukuna göre, görevdeki bir devlet başkanı yabancı bir ülkenin mahkemelerinde yargılanamaz. Bu kural, devletlerin egemen eşitliği ilkesine dayanır. Atul’un da ifade ettiği üzere “bu uygulama, mahkemelerin kararlarından da çıkarılabilir. Örneğin, Fransa’nın Cour de Cassation’u, Muammer Kaddafi’nin, birkaç Fransız vatandaşının ölümüne neden olan DC 10 uçağının bombalanmasında suç ortaklığı nedeniyle dokunulmazlık istisnası konusunda karar vermek zorunda kalmıştır. Mahkeme, bu davada, “uluslararası teamül, ilgili tarafları bağlayıcı aksi yönde uluslararası hükümlerin bulunmaması halinde, görevdeki devlet başkanlarının yabancı bir devletin ceza mahkemelerinde yargılanmasını engeller” hükmüne varmıştır.
ABD mahkemeleri, yürütme organının “tanıma yetkisine” dayanarak, Maduro’nun 2019’dan beri meşru bir lider olarak tanınmadığını ve bu nedenle bu dokunulmazlıktan yararlanamayacağını savunmaktadır. ABD’nin bu eylemi, 1989 yılında Panama lideri Manuel Noriega’nın kaçırılarak yargılanmasıyla büyük benzerlikler taşımaktadır. Noriega davasında da mahkeme, ABD’nin Noriega’yı meşru bir devlet başkanı olarak tanımadığına hükmetmiş ve yargılamanın önünü açmıştır. Maduro vakasının bu bakımdan Noriega emsalinin modern bir kopyası olarak kabul edilmesi için kasıtlı bir çaba dikkat çekmektedir.
Uluslararası hukukta ve ABD hukukunda, bir sanığın mahkemeye getirilme şekli (kaçırılsa dahi), yargılamanın kendisini hukuka aykırı kılmaz. “Male captus, bene detentus” (hatalı yakalama, usulüne uygun tutuklama) ilkesi uyarınca, yakalama işlemi uluslararası hukuku ihlal etse bile, mahkeme prosedürlere uyduğu sürece yargılama devam edebilir.
Tarihsel Perspektif ve BM Savaş Suçları Komisyonu (UNWCC) raporları, Maduro davasına ışık tutabilecek “kayıp bir tarihi” ortaya koymaktadır iddiası ileri sürülmüştür. Buna göre; 1943-1948 yılları arasında faaliyet gösteren UNWCC, görevdeki devlet başkanlarının ulusal mahkemelerde yargılanabileceği yönünde görüş bildirmiş ve dokunulmazlık doktrinlerini reddetmiştir. UNWCC uzmanları, özellikle bir silahlı çatışma bağlamında, saldırgan bir devletin liderinin kişisel dokunulmazlığının sona erebileceğini savunmuşlardır. ABD, Maduro’nun narko-terörizm faaliyetlerini bir ulusal güvenlik tehdidi olarak sunarak, zımnen bu “çatışma dönemi” mantığını kullanmaktadır. Ancak Maduro davası, savaş suçlarından ziyade uyuşturucu kaçakçılığına odaklandığı için, bu istisnaların uygulanabilirliği tartışmalıdır. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Statüsü’nün 27. maddesi uyarınca resmi sıfatın cezai sorumluluktan muafiyet sağlamayacağı belirtilse de bu durumun bir ulusal mahkemede nasıl karşılık bulacağı hala belirsizdir. Yine UCM yetkisine direkt giren bir suçun ortada olmaması da bu iddianın daha da zayıflamasına neden olmaktadır.
Sonuç ve Değerlendirme
ABD’nin Venezuela müdahalesi, uluslararası hukukta bir “Pandora’nın Kutusu” açmış, kapsamlı ve sert hukuk tartışmalarını tetiklemiştir. Bir yandan “cezasızlıkla mücadele” ve narko-terörizmle savaş argümanı kullanılırken, diğer yandan BM Şartı’nın en temel ilkeleri olan kuvvet kullanma yasağı, siyasal bağımsızlık ve ülkesel bütünlük sarsılmıştır. Eğer ABD mahkemeleri, Maduro’nun mutlak olarak kabul edilen dokunulmazlığını tanımazsa, bu durum uluslararası düzenin daha öngörülemez ve istikrarsız hale gelmesine yol açabilir. Özetle; Absolute Resolve operasyonu, askeri açıdan başarılı bir yakalama eylemi olsa da, hukuki açıdan uluslararası sistemin geleceğini riske, eden son derece tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir. Maduro’nun “hala başkanım” savunması, sadece siyasi bir söylem değildir. Uluslararası hukukun sunduğu gayet ciddi bir savunma imkanıdır. ABD’nin meşru müdafaayı ileri sürmesi önemlidir ancak ikna edicilikten uzak bir tutumdur. Bu hukukî pozisyonun tek faydalı yanı uluslararası hukuka uygun hareket etme görüntüsünü Trump gibi bir iktidarın dahi vermeye çalışmasıdır.
Uluslararası hukuk bu olaylar ile zayıflamamıştır. Bilakis, önemi anlaşılmış olmalıdır. Hukukun alternatifi güçlünün zayıfa istediği gibi muamele etmesidir. Bu, şiddetin ve dehşetin küresel çapta artmasından başka bir sonuca sahip olamaz!
Kaynakça
Alexander, Atul, Does Nicolás Maduro enjoy Head of State immunity? Here’s what International Law tells us. The Leaflet.
Anderson, Scott R. The Law of Deposing Nicolás Maduro. Lawfare. Wednesday, January 7, 2026
Jurecic, Quinta, Maduro Indictment Appears Legally Solid.The Atlantic.
Keitner, Chimène. Head of State Immunity and Maduro on Trial. Just Security. Published on January 6, 2026.
O’Shea , Andreas Gordon. Individual Criminal Responsibility. Max Planck Encyclopedia of Public International Law [MPEPIL].
Scheffer, David J. Expert Brief: Maduro’s Capture and International Law: The Noriega Precedent, CFR, 6 January 2026.
Watts, Arthur; Joanne Foakes. “Heads of State”, Max Planck Encyclopedia of Public International Law (MPEPIL), July 2023.
Wenton, Anthony, Lydia Kim. Immunity of State Officials from Foreign Criminal Jurisdiction: Lessons from the United Nations War Crimes Commission, Wednesday 16 October 2024 | Roundtable Report, BIICL & SOAS.
Prof. Dr. Gökhan GÜNEYSU
Anadolu Üniveristesi Öğretim Üyesi
İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü



