SOSYAL MEDYA

X-twitter Instagram Linkedin Neos
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Kadromuz
    • Kariyer
  • Bölge ve Alan Çalışmaları
    • Afrika Çalışmaları
    • Asya-Pasifik Çalışmaları
    • Avrasya Çalışmaları
    • Balkan Çalışmaları
    • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
    • Enerji Politikası Çalışmaları
    • Güvenlik Çalışmaları
    • Kafkas Çalışmaları
    • Orta Doğu Çalışmaları
    • Politik Psikoloji
    • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
    • Transatlantik Çalışmaları
    • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Etkinlikler
    • Çalıştay
    • Konferans
    • Kongre
    • Kurs/staj
    • Panel
    • Seminer
    • Sempozyum
  • Yayınlar
    • Analiz
    • Görüş
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj
  • İletişim
Doğu Akdeniz’de Yeni Fay Hattı
Ana Sayfa Bölge ve Alan Çalışmaları Orta Doğu Çalışmaları Doğu Akdeniz’de Yeni Fay Hattı
Orta Doğu Çalışmaları

Doğu Akdeniz’de Yeni Fay Hattı

Harun İŞLEYEN Aralık 9, 2025 20 min read 0
65

Doğu Akdeniz’de Yeni Fay Hattı: Lübnan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Deniz Yetki Alanı Anlaşması

 

2007 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Lübnan arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması, teknik açıdan uluslararası hukuk normlarına uygun bir düzenleme olarak ortaya çıkmıştır. Ancak bu anlaşma Lübnan Parlamentosu tarafından onaylanmamış ve dolayısıyla yürürlüğe girmemiştir. Bu durum, yalnızca hukuki bir gecikme değil, aynı zamanda bölgesel jeopolitik dengelerin ve iç siyasal dinamiklerin bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Lübnan’ın anlaşmayı onaylamamasının sebepleri üç temel faktöre dayanmaktadır. Bunların ilki İsrail ile deniz sınırı ihtilafı: Lübnan’ın İsrail ile deniz yetki alanı konusunda uzun süredir devam eden uyuşmazlığı, GKRY ile yapılan anlaşmanın iç siyasette tartışmalı hale gelmesine yol açmıştır. İsrail ile sınırın kesin olarak belirlenmemiş olması, Lübnan açısından GKRY ile yapılacak düzenlemenin ileride ulusal çıkarları zedeleyebileceği endişesini doğurmuştur. Bir diğer sebebi ise İç siyasal dinamikler: Lübnan’ın çok aktörlü ve parçalı siyasal yapısı, dış politika kararlarının iç politik dengelerle doğrudan bağlantılı olmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, anlaşmanın onaylanması sürecinde farklı siyasi gruplar arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmış, özellikle bazı aktörler anlaşmanın Lübnan’ın egemenlik haklarını sınırlayabileceğini ileri sürmüştür. Son olarak Bölgesel dengeler ve stratejik kaygılar: GKRY’nin Mısır (2003) ve İsrail (2010) ile yaptığı benzer anlaşmalar, Lübnan açısından dezavantajlı bir konum yaratmıştır. Bu anlaşmalar, GKRY’nin Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği ve jeopolitik istikrar açısından kendisini merkezî bir aktör olarak konumlandırma stratejisinin parçası olarak görülmüş, Lübnan ise bu sürecin kendi çıkarlarını gölgede bırakabileceği endişesiyle temkinli davranmıştır. 2025’te imzalanan yeni anlaşma ile bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedefleyen güncellenmiş bir metin ortaya çıkmaktadır.

Uluslararası Hukuk Çerçevesi ve Ortay Hat Yönteminin Uygulanışı

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, uluslararası hukukta özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS, 1982) ile kurumsallaşmış bir düzenleme alanıdır. Bu sözleşme, kıyıdaş devletlere Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etme hakkı tanırken, aynı zamanda bu bölgelerin sınırlandırılmasında adil ve karşılıklı mutabakata dayalı yöntemlerin kullanılmasını öngörmektedir. GKRY ile Lübnan arasındaki anlaşmada tercih edilen yöntem, uluslararası hukukta sıkça başvurulan “ortay hat” yöntemidir.

Ortay hat yöntemi, iki devletin kıyı şeritleri arasındaki eşit uzaklık noktalarının birleştirilmesiyle sınır çizgisinin oluşturulmasını ifade eder. Bu yaklaşım, teknik açıdan objektif bir ölçüt sunması nedeniyle deniz yetki alanı ihtilaflarının çözümünde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bu yöntem, her durumda mutlak adalet sağlamaz; kıyıların coğrafi özellikleri, adaların varlığı ve bölgesel koşullar dikkate alınmadığında bazı devletler açısından dezavantajlı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, ortay hattın “hakkaniyet ilkesi” ile değerlendirilmesini ve tarafların karşılıklı müzakereler yoluyla sınırlandırmayı tamamlamasını öngörmektedir.

GKRY’nin Mısır (2003) ve İsrail (2010) ile yaptığı anlaşmalarda da aynı yöntemi tercih etmesi, bu yaklaşımın bölgesel bir standart haline geldiğini göstermektedir. Lübnan ile yapılan 2007 anlaşmasında da ortay hat esas alınmış, ancak Lübnan’ın İsrail ile olan sınır ihtilafı ve iç siyasal çekinceler nedeniyle anlaşma yürürlüğe girmemiştir. Bu ihtilaf, özellikle hidrokarbon kaynaklarının bulunduğu sahaların paylaşımı konusunda yoğunlaşmış ve Lübnan’ın GKRY ile yapacağı herhangi bir sınırlandırma düzenlemesini doğrudan etkilemiştir. Uzun süren müzakereler sonucunda 2022’de ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında kısmi bir uzlaşma sağlanmış, bu gelişme Lübnan’ın GKRY ile ilişkilerinde yeni bir müzakere zemini yaratmıştır.

Doğu Akdeniz’de Güvenlik Kompleksi: GKRY’nin Bölgesel Stratejisi

GKRY’nin bölgesel stratejisinin temelinde, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırmaları yoluyla enerji kaynaklarına erişim ve bu kaynakların uluslararası piyasalara aktarımı bulunmaktadır. GKRY, Mısır (2003), Lübnan (2007) ve İsrail (2010) ile yaptığı MEB anlaşmaları sayesinde Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervleri üzerinde hukuki meşruiyet tesis etmeyi amaçlamıştır. Bu anlaşmalar, GKRY’nin enerji güvenliği politikalarının kurumsal temelini oluşturmuş, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin enerji çeşitliliği hedefleriyle uyumlu bir çizgi izlemiştir. GKRY, enerji kaynaklarını yalnızca ekonomik bir unsur olarak değil, aynı zamanda bölgesel ittifakların şekillendirici bir aracı olarak değerlendirmiştir. Mısır ve İsrail ile yapılan anlaşmalar, GKRY’nin Doğu Akdeniz’de güvenilir bir ortak olarak konumlanmasını sağlamış ve bu süreçte Yunanistan ile üçlü mekanizmalar geliştirilmiştir.

GKRY’nin Stratejik Konumlanışı ve Avrupa Birliği ile Entegrasyon

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) bölgesel stratejisinde Avrupa Birliği ile entegrasyon, yalnızca kurumsal bir üyelik ilişkisi değil, aynı zamanda jeopolitik ve enerji güvenliği bağlamında stratejik bir dayanak noktası olarak değerlendirilmektedir. GKRY’nin 2004 yılında AB’ye katılımı, Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik politikalarının Avrupa düzlemine taşınmasına imkân vermiştir. Bu bağlamda GKRY, küçük ölçekli bir devlet olmasına rağmen AB üyeliğini, uluslararası hukuk ve enerji güvenliği alanlarında meşruiyet ve diplomatik güç üretme aracı olarak kullanmıştır. AB’nin enerji güvenliği politikaları, özellikle Rusya’ya bağımlılığın azaltılması ve enerji çeşitliliğinin sağlanması hedefleri üzerinden şekillenmektedir. GKRY, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerini bu politikaların tamamlayıcı unsuru olarak sunmuş; böylece kendi MEB sınırlandırmalarını yalnızca ikili anlaşmalarla değil, AB’nin enerji stratejisiyle uyumlu bir çerçevede meşrulaştırmıştır. Bu durum, GKRY’nin enerji kaynaklarını Avrupa’ya aktarma potansiyeli üzerinden stratejik değer kazanmasına yol açmıştır. GKRY’nin AB üyeliği ise bölgesel anlaşmazlıklarda diplomatik üstünlük sağlamasına imkânı tanımıştır. Özellikle MEB sınırlandırmalarında uluslararası hukuk normlarına dayalı söylemlerini AB’nin kurumsal desteğiyle güçlendirmiştir. Bu bağlamda GKRY, kendisini “hukuka uygun ve güvenilir aktör” olarak konumlandırmış, Lübnan ile yapılan anlaşmada da AB’nin enerji güvenliği söylemini tamamlayıcı bir unsur olarak kullanmıştır.

Akdeniz’in Sessiz Fırtınası: Lübnan–GKRY Mutabakatı

Kasım 2025’te Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan deniz yetki alanı anlaşması, Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden belirsizlikleri giderme yönünde önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. 2007’de imzalanmış fakat Lübnan Meclisi tarafından onaylanmamış Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmasının güncellenmiş hali olan bu düzenleme, tarafların Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde “ortay hat” yöntemini esas alarak sınırlarını yeniden tanımlamasını sağlamıştır. Bu yöntem, GKRY’nin daha önce Mısır ve İsrail ile yaptığı benzer anlaşmalarda da kullanılmıştır.

Yeni anlaşma, Lübnan-İsrail kuzey sınırı ile Lübnan-Suriye sınırını referans alarak deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını içerirken GKRY, Lübnan ve Suriye deniz alanlarının kesiştiği üçlü noktada uzlaşmayı kolaylaştıracak teknik bir düzenlemeyi de kapsamaktadır. Bu bağlamda anlaşma, yalnızca deniz yetki alanlarının belirlenmesi değil, aynı zamanda enerji iş birliği potansiyelinin geliştirilmesi açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Nitekim taraflar, açık deniz gaz sahalarının araştırılması ve elektrik bağlantısı kurulması için Dünya Bankası’na ortak başvuruda bulunmuş, böylece enerji güvenliği ve çeşitliliği yönünde somut bir adım atmışlardır.

Siyasi düzlemde, GKRY lideri Nikos Hristodulidis anlaşmayı “stratejik öneme sahip bir dönüm noktası” olarak nitelendirirken, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, anlaşmayı “uluslararası iş birliği köprüsünün ilk adımı” şeklinde tanımlamıştır. Bu söylemler anlaşmanın yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını aynı zamanda bölgesel iş birliği ve güvenlik açısından sembolik bir değer taşıdığını göstermektedir.

Jeopolitik açıdan baktığımızda, anlaşma Doğu Akdeniz enerji rekabetinde Lübnan’ın daha aktif bir aktör haline gelmesini sağlayabilir. GKRY ise bu süreçte kendisini “istikrarlı ve güvenilir bir aktör” olarak konumlandırmaktadır. Ayrıca GKRY’nin Ocak 2026’da Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı’nı devralacak olması Lübnan’ın Avrupa ile ilişkilerini derinleştirme fırsatı sunmaktadır. Bu durum, anlaşmanın yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı kalmayıp bölgesel ve uluslararası düzeyde daha geniş bir etki yaratabileceğini göstermektedir.

Enerji Mutabakatından Egemenlik Tartışmasına: Türkiye ve KKTC’nin Rolü

Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan deniz yetki alanı anlaşması, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik dengeleri derinden etkileyen bir gelişme olarak Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açısından çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır. Öncelikle hukuki açıdan değerlendirildiğinde, GKRY’nin tüm ada adına hareket ederek anlaşma imzalaması Kıbrıs Türklerinin uluslararası hukukta tanınan eşit ortaklık haklarını yok saymakta ve temsiliyet krizini derinleştirmektedir. KKTC’nin bu anlaşmayı “yok hükmünde” ilan etmesi, Rum tarafının ada halkının tamamını temsil etmediğini vurgulamakta ve uluslararası hukukta fiili durum yaratma stratejisine karşı bir tepki olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, GKRY’nin tek taraflı adımları yalnızca Kıbrıs Türklerinin haklarını aşındırmakla kalmamakta, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası hukuk zemininde geliştirdiği tezleri de doğrudan hedef almaktadır. Stratejik açıdan bakıldığında, GKRY’nin Lübnan ile yaptığı anlaşma, KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki haklarını doğrudan etkileyen bir gelişmedir. GKRY’nin Mısır ve İsrail ile daha önce imzaladığı benzer anlaşmalarla birlikte düşünüldüğünde, bu hamle Kıbrıs Türklerinin deniz yetki alanlarını fiilen daraltmakta ve KKTC’nin enerji kaynakları üzerindeki tasarrufunu görünmez kılmaktadır. Bu bağlamda KKTC’nin, GKRY’nin ilan ettiği alanlara karşılık kendi deniz yetki alanlarını yeniden duyurması ve ruhsat sahalarını güncellemesi, egemenlik haklarının korunması açısından kritik bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Siyasi boyutta ise anlaşma, KKTC’nin müzakere süreçlerine doğrudan etki etmektedir. Yeni seçilen KKTC Cumhurbaşkanı’nın başlatmayı hedeflediği iki toplumlu müzakere süreci, GKRY’nin bu tür tek taraflı girişimleriyle sekteye uğramaktadır. Rum tarafının uluslararası aktörlerle yaptığı anlaşmalar, Kıbrıs Türklerini müzakere masasında zayıf bir pozisyona itmekte ve eşit ortaklık ilkesini aşındırmaktadır. Bu durum, KKTC’nin uluslararası kamuoyunda görünürlüğünü azaltmakta ve çözüm perspektifini daraltmaktadır.

Avrupa Birliği’nin GKRY’ye sağladığı mali ve siyasi destek, KKTC açısından ek bir baskı unsuru yaratmaktadır. AB’nin GKRY’nin bu tür anlaşmalarını dolaylı biçimde meşrulaştırması, KKTC’nin izolasyonunu derinleştirmekte ve uluslararası alanda yalnızlaştırmaktadır. GKRY’nin 2026’da üstleneceği AB Konseyi Dönem Başkanlığı, bu sürecin daha da kurumsallaşmasına zemin hazırlayabilir. Bu gelişmeler, KKTC açısından “algısal egemenlik aşındırması” kavramıyla açıklanabilir. GKRY, uluslararası aktörlerle yaptığı anlaşmalar aracılığıyla Kıbrıs Türklerinin meşru haklarını görünmez kılmakta ve uluslararası kamuoyunda “tek meşru aktör” algısını pekiştirmektedir. KKTC’nin karşı karşıya kaldığı en büyük risk, bu algının kurumsallaşarak uluslararası hukukta fiili durum yaratmasıdır.

Türkiye’nin rolü ise, Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan deniz yetki alanı anlaşmasının ardından Doğu Akdeniz’deki jeopolitik ve hukuki dengelerin yeniden şekillenmesinde belirleyici bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye açısından bu anlaşma, yalnızca Kıbrıs Türklerinin haklarının gasp edilmesi değil aynı zamanda Ankara’nın bölgesel enerji ve güvenlik stratejilerinin doğrudan hedef alınması anlamına gelmektedir. GKRY’nin Mısır, İsrail ve Lübnan ile yaptığı anlaşmalar zinciri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki manevra alanını daraltmakta ve Ankara’yı yeni diplomatik, hukuki ve stratejik karşı hamleler geliştirmeye zorlamaktadır.

Hukuki açıdan Türkiye, GKRY’nin tüm ada adına hareket etmesini uluslararası hukukta temsiliyet krizine yol açan bir fiili durum yaratma girişimi olarak değerlendirmektedir. Ankara’nın temel argümanı, Kıbrıs Türklerinin eşit ortaklık haklarının yok sayıldığı ve GKRY’nin tek taraflı adımlarının meşru kabul edilemeyeceği yönündedir. Bu bağlamda Türkiye, KKTC’nin ilan ettiği ruhsat sahalarını destekleyerek Kıbrıs Türklerinin haklarını uluslararası kamuoyunda görünür kılmaya çalışmaktadır.

Stratejik boyuta bakıldığında ise Türkiye’nin rolü, enerji güvenliği ve bölgesel denge politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. GKRY’nin AB desteğiyle şekillendirdiği enerji koridorları, Türkiye’nin “enerji merkezi” olma hedefini zayıflatma potansiyeline sahiptir. Özellikle Suriye ile deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması imzalanması, Türkiye’nin GKRY’nin tek taraflı girişimlerine karşı stratejik bir denge unsuru olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra Türkiye, Libya ile imzaladığı deniz yetki alanı mutabakatını Doğu Akdeniz’deki hukuki ve siyasi tezlerinin dayanak noktası olarak kullanmakta ve bu çerçevede GKRY’nin girişimlerini dengelemeye çalışmaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan deniz yetki alanı anlaşması, Doğu Akdeniz’deki mevcut jeopolitik ve hukuki dengeleri derinden etkileyen bir gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlaşma, yalnızca iki taraf arasındaki sınırlandırma meselesiyle sınırlı kalmayıp, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından doğrudan sonuçlar doğuran bir fiili durum yaratmaktadır. GKRY’nin tüm ada adına hareket ederek anlaşma imzalaması, Kıbrıs Türklerinin uluslararası hukukta tanınan eşit ortaklık haklarını yok saymakta ve temsiliyet krizini derinleştirmektedir. Bu bağlamda KKTC’nin anlaşmayı “yok hükmünde” ilan etmesi, Rum tarafının ada halkının tamamını temsil etmediğini vurgulayan bir karşı argüman olarak öne çıkmaktadır. 26 Kasım 2025’te Beyrut’ta imzalanan Lübnan–GKRY anlaşması, Doğu Akdeniz’deki kırılgan dengeleri daha da sarsarak Türkiye ve KKTC’nin stratejik hedeflerini zayıflatma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle Ankara ve Lefkoşa’nın, uluslararası hukuk zemininde güçlü tezler geliştirmesi, enerji güvenliği bağlamında alternatif koridorlar oluşturması ve bölgesel ittifaklarını derinleştirmesi, yalnızca mevcut fiili durumun dengelenmesi için değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik çıkarların korunması açısından da hayati bir önem taşımaktadır. Bu süreç Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin yalnızca enerji kaynakları üzerinden değil, aynı zamanda uluslararası hukuk, diplomasi ve algı yönetimi üzerinden şekillendiğini göstermekte; Türkiye ve KKTC’nin bu çok boyutlu mücadelede etkin bir rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

Lübnan ve Güney Kıbrıs arasında deniz yetki alanı anlaşması imzalandı, Savunma TR, Lübnan ve Güney Kıbrıs arasında deniz yetki alanı anlaşması imzalandı – SavunmaTR, Son Erişim: 27.11.2025.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Lübnan arasında münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması imzalanması hk, MFA, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Lübnan arasında münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması imzalanması hk. | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Son Erişim: 27.11.2025.

Türk sahasını ihlal eden GKRY-Lübnan anlaşmasında İsrail detayı, Haber7, Türk sahasını ihlal eden GKRY-Lübnan anlaşmasında İsrail detayı – Haber 7 DÜNYA, Son Erişim: 28.11.2025.

Korsan anlaşma ülkeyi karıştırdı: Türkiye ile diyaloğa girmeliyiz, Star, Korsan anlaşma ülkeyi karıştırdı: Türkiye ile diyaloğa girmeliyiz, Son Erişim: 28.11.2025.

Doğu Akdeniz’deki Lübnan-GKRY anlaşması! MSB: KKTC’nin yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmiyoruz, CNN TÜRK, Doğu Akdeniz’deki Lübnan-GKRY anlaşması! MSB: KKTC’nin yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmiyoruz – Son Dakika Flaş Haberler, Son Erişim: 28.11.2025.

Lübnan-İsrail deniz sınırı anlaşmazlığı ve olası senaryolar, TRT Haber, Lübnan-İsrail deniz sınırı anlaşmazlığı ve olası senaryolar – Son Dakika Haberleri, Son Erişim: 28.11.2025.

Lübnan–GKRY anlaşması Doğu Akdeniz’i karıştırdı: Türkiye ve KKTC’nin kıta sahanlığı yok sayıldı, Türkiye Gazetesi, Lübnan–GKRY anlaşması Doğu Akdeniz’i karıştırdı: Türkiye ve KKTC’nin kıta sahanlığı yok sayıldı | Türkiye Gazetesi, Son Erişim: 28.11.2025.

Doğu Akdeniz’de anlaşmaya varıldı: Lübnan ve GKRY imzayı attı, Hürriyet, Doğu Akdeniz’de anlaşmaya varıldı: Lübnan ve GKRY imzayı attı – Hürriyet En Son Haberler, Son Erişim: 28.11.2025.

Doğu Akdeniz’de GKRY’den tepki çeken hamle: Türkiye sert tepki gösterdi! ‘Anlaşma hükümsüzdür’, SABAH, Doğu Akdeniz’de GKRY’den tepki çeken hamle: Türkiye sert tepki gösterdi! ‘Anlaşma hükümsüzdür’ – Son Dakika Haberler, Son Erişim: 29.11.2025.

GKRY Doğu Akdeniz’de oldubitti siyasetini sürdürüyor, Anadolu Ajansı, GKRY Doğu Akdeniz’de oldubitti siyasetini sürdürüyor, Son Erişim: 03.12.2025.

20 yıllık Doğu Akdeniz anlaşmazlığı son buldu, Nefes, 20 yıllık Doğu Akdeniz anlaşmazlığı son buldu, Son Erişim: 30.11.2025.

Kıbrıs ile Lübnan’ın imzaladığı anlaşmaya Türkiye neden tepki gösteriyor?, BBC News Türkçe, Kıbrıs ile Lübnan’ın imzaladığı anlaşma: Türkiye neden tepkili? – BBC News Türkçe, Son Erişim: 30.11.2025.

Dışişleri Bakanlığı’ndan GKRY tepki: Buna yetkisi yok, Yeni Şafak, Dışişleri Bakanlığı’ndan GKRY tepki: Buna yetkisi yok | Gündem Haberleri, Son Erişim: 30.11.2025.

Lübnan-Türkiye arasında “orta hat” krizi: 18 yıl sonra anlaşma onaylandı, Cumhuriyet, Lübnan-Türkiye arasında “orta hat” krizi: 18 yıl sonra anlaşma onaylandı – Son Dakika Dünya Haberleri | Cumhuriyet, Son Erişim: 01.12.2025.

KKTC Dışişleri: GKRY’nin üçüncü taraflarla yaptığı tek yanlı deniz yetki alanı düzenlemeleri yok hükmündedir, Anadolu Ajansı, KKTC Dışişleri: GKRY’nin üçüncü taraflarla yaptığı tek yanlı deniz yetki alanı düzenlemeleri yok hükmündedir, Son Erişim: 01.12.2025.

Lübnanlı uzmanlar, hükümetin GKRY ile deniz yetki anlaşmasını onaylamasına tepki gösterdi, Anadolu Ajansı, Lübnanlı uzmanlar, hükümetin GKRY ile deniz yetki anlaşmasını onaylamasına tepki gösterdi, Son Erişim: 02.12.2025.

İsrail-Lübnan deniz yetki alanları anlaşması bölge ve Avrupa için neden önemli?, BBC News Türkçe, İsrail-Lübnan deniz yetki alanları anlaşması bölge ve Avrupa için neden önemli? – BBC News Türkçe, Son Erişim: 03.12.2025.

Mavi Vatan’a darbe! Lübnan ve Güney Kıbrıs arasında 18 yıldır askıda olan deniz yetki anlaşması yaşama geçiyor, Son Mühür, Mavi Vatan’a darbe! Lübnan ve Güney Kıbrıs arasında 18 yıldır askıda olan deniz yetki anlaşması yaşama geçiyor – İzmir Haberleri, Son Erişim: 03.12.2025.

ABD-İsrail baskısı altındaki Lübnan’da Güney Kıbrıs’la deniz sınırı anlaşmasına onay: ‘Egemenlikten büyük ödün’, The Cradle Türkiye, ABD-İsrail baskısı altındaki Lübnan’da Güney Kıbrıs’la deniz sınırı anlaşmasına onay: ‘Egemenlikten büyük ödün’, Son Erişim: 03.12.2025.

İsrail-Lübnan deniz yetki alanları anlaşması bölge ve Avrupa için neden önemli?, BBC News Türkçe, İsrail-Lübnan deniz yetki alanları anlaşması bölge ve Avrupa için neden önemli? – BBC News Türkçe, Son Erişim: 03.12.2025.

5 maddede gündemdeki uluslararası deniz hukuku terimleri, Anadolu Ajansı, 5 maddede gündemdeki uluslararası deniz hukuku terimleri, Son Erişim: 27.11.2025.

Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve MEB sınırlarını paylaştı, Anadolu Ajansı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve MEB sınırları, Son Erişim: 28.11.2025.

Doğu Akdeniz’de yeni hamle: Lübnan–GKRY anlaşması Türkiye için ne anlama geliyor?, Yeni Mesaj, Doğu Akdeniz’de yeni hamle: Lübnan–GKRY anlaşması Türkiye için ne anlama geliyor?, Son Erişim: 29.11.2025.

Telegram WhatsApp Twitter Facebook Linkedin
N Sosyal’de Paylaş
Avrupa Güvenlik Mimarisi ve TürkiyeAvrupa Güvenlik Mimarisi ve TürkiyeAralık 1, 2025
MEHMED ÂKİF ERSOY’UN İRAN TASAVVURUAralık 9, 2025MEHMED ÂKİF ERSOY’UN İRAN TASAVVURU

İlgili GönderilerBest

Orta Doğu Çalışmaları

Doğu Akdeniz’de Yeni Fay Hattı

Harun İŞLEYEN Aralık 9, 2025
AnalizOrta Doğu Çalışmaları

The Mind of the Iron Wall

Tuba ÇEBİ Kasım 10, 2025

Son Yazılar

  • ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI:
  • Trump’ın Kıtasal Kuşatması: Sırada Küba mı Var?
  • KUTSAM STAJ PORGRAMI
  • DOĞU AKDENİZ’DE DEĞİŞEN EGEMENLİK PARADİGMASI VE TRANS-HAZAR KORİDORU
  • Trump’ın Zihniyetini Okumak
Kategoriler
  • Bölge ve Alan Çalışmaları 41
    • Afrika Çalışmaları 1
    • Asya-Pasifik Çalışmaları 3
    • Avrasya Çalışmaları 1
    • Balkan Çalışmaları 4
    • Enerji Politikası Çalışmaları 2
    • Güvenlik Çalışmaları 5
    • Orta Doğu Çalışmaları 10
    • Politik Psikoloji 9
    • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar 1
    • Transatlantik Çalışmaları 4
    • Türk Dünyası Çalışmaları 2
  • Etkinlikler 3
    • Konferans 2
    • Kurs/staj 1
  • Yayınlar 25
    • Analiz 17
    • Görüş 5
    • Rapor 3

KUT Uluslararası İlişkiler, Sosyal ve
Stratejik Araştırmalar Merkezi
(KUTSAM), BİLGETÜRK Eğitim,
Kültür Vakfı çatısı altında Ekim 2025
tarihinde faaliyete geçmiştir.

X-twitter Instagram Linkedin Neos

Bölge Alan Çalışmaları

  • Afrika Çalışmaları
  • Asya-Pasifik Çalışmaları
  • Avrasya Çalışmaları
  • Balkan Çalışmaları
  • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
  • Enerji Politikası Çalışmaları
  • Güvenlik Çalışmaları
  • Kafkas Çalışmaları
  • Orta Doğu Çalışmaları
  • Politik Psikoloji
  • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
  • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
  • Transatlantik Çalışmaları
  • Türk Dünyası Çalışmaları
  • Afrika Çalışmaları
  • Asya-Pasifik Çalışmaları
  • Avrasya Çalışmaları
  • Balkan Çalışmaları
  • Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları
  • Enerji Politikası Çalışmaları
  • Güvenlik Çalışmaları
  • Kafkas Çalışmaları
  • Orta Doğu Çalışmaları
  • Politik Psikoloji
  • Sosyal Politikalar, Hukuk ve İnsan Hakları Çalışmaları
  • Sosyal ve Ekonomik Çalışmalar
  • Transatlantik Çalışmaları
  • Türk Dünyası Çalışmaları

Etkinlikler

  • Çalıştay
  • Konferans
  • Kongre
  • Kurs/staj
  • Panel
  • Seminer
  • Sempozyum
  • Çalıştay
  • Konferans
  • Kongre
  • Kurs/staj
  • Panel
  • Seminer
  • Sempozyum

Yayınlar

  • Analiz
  • Görüş
  • İnfografik
  • Rapor
  • Röportaj
  • Analiz
  • Görüş
  • İnfografik
  • Rapor
  • Röportaj

Tüm hakları © 2025 Kutsam ve BİLGETÜRK VAKFINA aittir